Öğretmen Olmak

Benden öğretmen olur mu?

Bu soruyu kendime sorarken aklımda hep öğrencilere ne katabilirim ve geleceklerini nasıl daha iyi yönlendirip daha mutlu ve umutlu bireyler haline getirebilirim gibi sorularla beyin jimnastiği yapıyordum. “Sanırım benden olur” dediğimde de ücretli öğretmenliği denemek istedim. Neticede her şey bir tecrübe ve tecrübenin kötüsü iyisi olmaz demiştim. Ancak geç de olsa fark ettim ki seçkin bir lisede öğretmen olmak ile daha ziyade akademik kariyer planı veya vizyonu olmayan gençlerin bulunduğu bir okulda öğretmen olmak arasında çok fark varmış. Benim gençleri daha iyi yönlendirmem değil, yönlendirmem gerekiyormuş; ailelerindeki sıkıntılara ortak olup çözüm bulmam, bulamazsam da onların sıkıntısına ortak olmam gerekiyormuş; öğrenciye kızdıktan sonra gece rüyalarıma girmesi gerekiyormuş; nöbet tuttuğun koridorun sesinin gece beyninde yankılanması gerekiyormuş; uzun yıllar sabırlı olmak için kendime ördüğüm tüm duvarların yıkılmasına karşın yine de o duvarlar yerindeymiş gibi davranmam gerekiyormuş. Bana kimse bunlardan söz etmemişti tabi ki. Fark ediyorum da aslında günden güne de azalıyor endişelerim. Alışmak gerekiyor belki de.

Bunu dile getirmek gerçekten zor. Düşünsenize, kuşak farkı o kadar net ki, sizin anlamakta zorlandığınız ve onların sizi anlaması daha zor olan bir sürü bireyle her gün gününüzün çoğunu geçirmeniz gerekiyor. Sabah erkenden kalkıyorsunuz kimi zaman ayaklarınız geri geri gidiyor hele de benim gibi gürültüden haz etmiyorsanız okul katlanılması gereken bir mekan halini alıyor.

Sınıfında tüm uyarı ikaz ve ricalarına karşı bir bireyin ısrarla hayvan sesleri çıkarttığını görmek… Gelecekten beklentimi azaltıyor, benim vatansever bir mühendis, çiçeği burnunda, formasyon eğitimi olmayan bir öğretmen olarak idealimdeki Türkiye’den uzak kılıyordu.

Öğrencilerimin çoğunu tenzih ederim. Öğretmeni olmaktan gurur duyduğum çok öğrencim var. İyi ki de onlar var.

Bir gün daha ilk ayımı tamamlamadan bir öğrencimin bana en sevdiğim öğretmenim sizsiniz demesi ile başladı asıl heyecanım. Ya! Bu nasıl güzel bir cümledir? Bu nasıl bir hazdır anlatamam. Yukarıda yazdığım tüm olumsuzlukları silin şimdi! Diğer mühendis arkadaşlar için bir benzetme yapacak olursam; Hani bir projeye aylarınızı belki yıllarınızı verirsiniz ama bir türlü istediğiniz gibi olmazken bir gün aklınıza gelen bir fikirle tüm projeyi tamamlayıp çalışırken görürsünüz ya ancak böyle tanımlayabilirim. Çünkü ikisinde de çileli bir sürecin, emeğin sonunda çok tatlı bir meyve alıyorsunuz. Bir bireyin aklında ömürlük yer ediniyorsunuz… Varsın diğer öğrencilerin hepsi diğer öğretmenleri sevsin artık en çok sizi seven bir öğrenciniz var! Bu doğru yolda olduğunuzun ve birilerine ulaşabildiğinizin ispatı ve buna değer. Bu da katlanıla bilinir kılıyor her şeyi. Bu sözü tüm öğrencilerimizden duyduğumuzda aynı miktarda serotonin salgılatır mı bilmiyorum ama ilki kesinlikle ihtiyacım olan bir zamanda gelmişti.

Peki sizce örnek olmaya çalışan bir öğretmene neler gereklidir? Anlıyorum ki bu soruya verilecek cevabı öğretmenliğe başlamadan önce bilmem pek mümkün değilmiş.

Hem mükemmel bir yönetici, hem hakim, hem avukat, hem savcı, çok usta bir politikacı, komedyen, elzem bir araştırmacı ve yeri geldiğinde hepsinden usta laf ebesi olmanız gerekiyor ki, duruşunuza konumunuza, zekanıza ve en önemlisi amacınıza saygı göstersinler. Bu nedenledir ki hiçbir öğretmen hiçbir zaman hak ettiği maaşı alamayacaktır benim gözümde.

İleride eklemeler çıkarmalar yapar mıyım bilmiyorum ama bana bu yolda öğretmenlik eden aynı çatıyı paylaştığım öğretmenlerime ve yönetici arkadaşlara çok teşekkür ediyorum. İyi ki varlar…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.