Bisikletçi olmak

Bu yazım bisikletin tarihinden başlayan bir yazı olsa, hem klişe hem de sadet'e gelene kadar sizi biraz yormam gerekecek. Direk konuya giriyorum. Bisiklete binmek sağlıklıdır kardeşim! Hem cebinize yarar hem bedeninize! E o zaman bakkala arabasıyla gidenlere seslenelim. Sadece 2 hafta bisiklet sürseniz artık bırakamayacağınızı göreceksiniz. Çünkü işinizde evinizde her hareketinizde daha rahat ettiğinizi fark edeceksiniz. 2 hafta önemli bir rakam çünkü ilk hafta zaten ağrılarla geçecektir. Hele de bakkalınız uzakta veya yolu yokuş ise.

Bakınız şahsen ciğer hacmimin ne kadar geliştiğinin farkında değilken akciğer enfeksiyonu geçirdim. Doktora gittiğimde solunum fonksiyon testi yaptıklarında sonuç üzerinde bir sporcu grafiği gördüklerini, spor yapıp yapmadığımı sordular. Ben de sadece okula bisiklet ile gidip geliyorum dedim. Bu testi yapan görevlinin testi yaparken tekrar tekrar yaptırarak şaşırmasını açıklıyordu. Şayet o dönemlerde hafif göbekli bir yapıdaydım yani sportif bir görünümüm yoktu.

Bu işin güzel yanlarından biri de erkek bir bireyseniz zamanla bisikletiniz ile aranızda özel bir bağ oluşuyor tıpkı arabanızla olduğu gibi. Bu genellemede erkek bisikletçileri ele almam tamamı ile gözlemlerime dayalı olaraktır ki bu sadece kişisel düşüncem. Tabi ki bunun dışına çıkan bir çok bayan da vardır. Bu bağ, bisikletçi çevreniz arttıkça da güçleniyor. Çünkü artık sizi anlayan insanlarla birlikte oluyorsunuz.

2015 yılı itibari ile aktif bir bisiklet kullanıcısıyım. Yaptığım toplam yolu bilmiyorum, bisikletime kendi kilometre sayacımı yapma hevesimden ötürü bisikletimde hiçbir zaman km sayacı olmadı çünkü buna ayıracak zamanım da olmadı ama her ne kadar yol kat ettiysem tamamından zevk aldım.

Aktif bir MTB kullanıcısı olsam da arazi bisikletim ile uzun yol yapmışlığım da çoktur. Araziye tırmanmayı ayrı iniş yapmayı bir ayrı seviyorum. Bir çok insan için farklı güzel hisler uyandıran güneşli bir gün hali ile benim için bisiklet zamanı demek oluyor. Trafik içerisinde geçirdiğim onca zamanın büyük bir kısmını Afyon yollarında geçirmemden ötürü trafikte fazladan temkinli olmama sebep oldu. Ankara da yaptığım ilk uzun yolumda Yenimahalleden Or-An a 450 metre tırmanış 170 metre iniş olan 20 km lik bir güzergahtı. Gerek ana yollardan gerek ara yollardan ilerlememe karşın insanların beni görünce yavaşlamalarını bırakın, beni görmelerine şaşırdım kaldım. Afyondaki kullanıcı sayısı Ankaraya oranla ne kadar az olsa da bu farkı bariz şekilde hissediyordum.

Gelelim beni bisiklet ile çocukluğumdan bu yana tekrar buluşturan ekibe "Kocatepe Bisiklet Topluluğu" yani KOBİT'e; Bisiklet almaya beni teşvik eden aldıktan sonra bana bisiklete binmenin inceliklerini gösteren tamirini bakımını öğreten başta Celal Dursun olmak üzere, koca yürekli ekip'e o dönemki topluluk başkanı Sefa Çakmak ve kurucu başkan Fadıl Pala ya sonsuz teşekkür ederim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir